Through the Olive Trees (1994)
Through the Olive Trees (1994) Genel Bakış Abbas Kiarostami'nin "Koker Üçlemesi" olarak bilinen sinema külliyatının üçüncü ve son halkasını oluşturan "Through the Olive Trees" (Zeytin Ağaçları Altında), İran sinemasının dünya çapı…
Through the Olive Trees (1994)
Genel Bakış
Abbas Kiarostami'nin "Koker Üçlemesi" olarak bilinen sinema külliyatının üçüncü ve son halkasını oluşturan "Through the Olive Trees" (Zeytin Ağaçları Altında), İran sinemasının dünya çapında tanınmasında en önemli dönüm noktalarından biridir. 1994 yapımı bu film, "Where Is the Friend's Home?" ve "And Life Goes On" filmlerinden sonra gelen, ancak önceki iki filmle doğrudan bir devam niteliği taşımayan, bunun yerine onların çekim sürecini merkezine alan son derece özgün bir yapıdadır. Kiarostami burada sinema yapma eylemini bizzat filmin konusu haline getirir; bir film içinde film çekme fikrini, gerçek ile kurgu arasındaki o ince sınırı ustalıkla işler.
Film, 1990 yılında İran'ın kuzeyinde meydana gelen yıkıcı Manjil-Rudbar depreminin ardından, bölgede bir film çekimi yapan ekibin yaşadıklarını konu alır. Kiarostami, yıkımın ortasında hayatın nasıl devam ettiğini, insan ilişkilerinin ve duygularının en sade haliyle nasıl var olmaya çalıştığını, metasinema diyebileceğimiz bir teknikle anlatır. Film setinde başrol oynayan genç bir çiftin kendi aralarındaki gerçek hayat çatışması, filmin ana damarını oluşturur ve bu da izleyiciyi hem bir film seyretme hem de o filmin yapım sürecine tanıklık etme deneyimiyle baş başa bırakır.
Venedik Film Festivali'nde gösterilen ve pek çok eleştirmen tarafından Kiarostami'nin en olgun eserlerinden biri sayılan bu yapıt, İran sinemasının minimalist, gerçekçi ve felsefi boyutunu en yetkin şekilde temsil eden örneklerden biridir.
Konu
Film, depremin ardından harabeye dönmüş bir köyde çekilen bir filmin set hikâyesini anlatır. Yönetmen, bu filmde başrolleri oynayacak sıradan köylüleri arar ve bu arayış sırasında genç bir erkek olan Hüseyin ile ona âşık olan Tahere adlı genç kadının hikâyesiyle karşılaşır. Hüseyin, gerçek hayatta da Tahere'ye duyduğu sevgiyi dile getirmeye çalışırken, kadının ailesi bu birlikteliğe sıcak bakmamaktadır; zira Hüseyin okuma yazma bilmeyen, evsiz barksız bir gençtir.
Film setindeki kurgusal ilişki ile gerçek hayattaki duygusal gerilim iç içe geçer. Hüseyin, kameralar önünde "koca" rolünü oynarken, kameralar kapandığında da aynı kadına gerçek anlamda kur yapmaya devam eder. Bu durum, filmin en çarpıcı ve insani yönünü oluşturur: Bir gencin, toplumsal engellere rağmen sevdiği kadına duyduğu ısrarlı, sabırlı ve saf sevgi.
Kiarostami, bu basit aşk hikâyesini depremin yarattığı yıkımın, kaybın ve yeniden inşa çabasının arka planına yerleştirerek, hem bireysel hem toplumsal bir anlatı kurar. Film boyunca sinemasal gerçeklik ile yaşamsal gerçeklik birbirine karışır; izleyici zaman zaman hangi sahnenin "filmin içindeki film" olduğunu, hangisinin gerçek yaşamdan bir kesit olduğunu ayırt etmekte zorlanır. Bu belirsizlik, Kiarostami'nin bilinçli bir anlatım stratejisidir ve filmin felsefi derinliğini besler.
Neden İzlenmeli?
"Through the Olive Trees", sinema tarihinin kendine has anlatım biçimlerinden birini sunan, gerçek ile kurgu arasındaki sınırları sorgulatan nadir yapımlardan biridir. Kiarostami'nin kamerası, oyuncularına ve doğaya âdeta saygıyla yaklaşır; hiçbir sahne zorlama veya yapmacık hissettirmez. Film, minimalist anlatımına rağmen izleyicide derin bir duygusal etki bırakır.
Özellikle sinema sanatının kendisini konu edinen metasinema yaklaşımıyla, izleyiciyi pasif bir seyirci olmaktan çıkarıp, anlam üretim sürecine dahil eden bir yapıya sahiptir. Film, basit bir aşk hikâyesinin ardında insanlık durumuna, toplumsal sınıf farklılıklarına, sabrın ve ısrarın gücüne dair evrensel sorular sorar.
Ayrıca filmin ünlü final sahnesi, sinema tarihinin en çok tartışılan ve yorumlanan kapanışlarından biri olarak kabul edilir. Uzun, sabit ve mesafeli bir çekimle sunulan bu final, izleyiciye yorum yapma özgürlüğü tanıyan, açık uçlu ve şiirsel bir anlatım sunar.
Kimler İçin Uygun?
Bu film, hızlı tempolu, aksiyon dolu veya klasik anlatı yapısına sahip yapımları tercih eden izleyiciler için uygun olmayabilir. Ancak yavaş sinemayı, auteur yönetmenlerin özgün bakış açısını, gerçekçi ve sade anlatımı seven sinefiller için gerçek bir ziyafettir. Art-house sinema meraklıları, İran sinemasına ilgi duyanlar, Kiarostami'nin diğer eserlerini izlemiş olanlar ve sinema üzerine sinema yapılmış örnekleri merak edenler için büyük bir keyif kaynağı olacaktır.
Artılar ve Eksiler
Artılar:
1. Gerçek ile kurgu arasındaki sınırı sorgulatan özgün ve cesur anlatım yapısı.
2. Doğal oyunculuklar ve profesyonel olmayan oyuncularla elde edilen inanılmaz samimiyet.
3. Sinema tarihinin en etkileyici final sahnelerinden birine sahip olması.
Eksiler:
1. Yavaş tempo ve minimalist anlatım, her izleyici kitlesine hitap etmeyebilir.
2. Önceki iki filmi (Koker Üçlemesi'nin ilk filmleri) izlememiş olanlar bazı göndermeleri tam kavrayamayabilir.
Tür ve Ton
Film, dram türünde olup, belgesel estetiğiyle harmanlanmış bir kurgu anlatıya sahiptir. Ton olarak sakin, düşünceli ve melankolik bir hava taşır; ancak bu melankolinin altında umut dolu, insana dair sıcak bir bakış açısı da gizlidir. Kiarostami'nin karakteristik uzun çekimleri, doğal ışık kullanımı ve minimal diyaloglarla desteklenen sade anlatımı, filmin tüm atmosferine hâkimdir.
Süre ve İzleme Deneyimi
Film yaklaşık 103 dakika sürmektedir. İzleme deneyimi, geleneksel anlatı beklentisiyle yaklaşan izleyiciler için ilk başta yabancılaştırıcı olabilir; ancak filmin ritmine kendini bırakan izleyici, zamanla bu sakin ve gözlemci anlatımın büyüsüne kapılır. Film, tek oturuşta izlenmeye uygun olup, sessiz ve dikkat dağıtıcı unsurlardan uzak bir ortamda izlenmesi önerilir; zira ince detaylar ve sessizlikler filmin anlam dünyasının önemli bir parçasıdır.
Benzer Yapımlar
- Where Is the Friend's Home? (1987) – Abbas Kiarostami
- And Life Goes On (1992) – Abbas Kiarostami
- Close-Up (1990) – Abbas Kiarostami
- The Wind Will Carry Us (1999) – Abbas Kiarostami
- Taste of Cherry (1997) – Abbas Kiarostami
- Children of Heaven (1997) – Majid Majidi
Son Değerlendirme
"Through the Olive Trees", sinemanın kendi doğasını sorguladığı, gerçeklik ile kurgunun iç içe geçtiği, insan doğasına dair sade ama derin bir bakış sunan müstesna bir eserdir. Abbas Kiarostami'nin ustalığı, karmaşık felsefi meseleleri en yalın görüntülerle anlatabilme becerisinde yatar. Film, aceleci olmayan, sabırlı bir izleyici kitlesine hitap eder ve bu sabrı gösterenler, sinema tarihinin en özgün ve etkileyici deneyimlerinden birini yaşar. Koker Üçlemesi'nin bu son halkası, hem bağımsız bir eser olarak hem de üçlemenin bütünü içinde değerlendirildiğinde, dünya sinemasının klasikleri arasındaki yerini fazlasıyla hak etmektedir.
Details
Cast (19)
Koker Trilogy
Ödüller
1 adaylık
- International Submission to the Academy Awards 1995
ByTv Değerlendirmesi
Gallery
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.
Recommended
Yazıda geçen yapımlar
Senin için seçelim
Türe göre süz, puana göre sırala ya da çarkı çevirip sürpriz öneri al.